Neden Sürekli “Yarın Başlarım” Diyoruz? Erteleme Döngüsünü Kırmanın Bilimsel Yolları

Son Güncelleme: 21 Ağustos 2026

Sürekli yarın başlarım diyerek işlerini erteleyen kişi

Yapmanız gereken şeyi biliyorsunuz. Belki spora başlamak, bir raporu bitirmek, ders çalışmak ya da uzun süredir bekleyen bir işi halletmek istiyorsunuz. Fakat sıra başlamaya geldiğinde zihniniz oldukça ikna edici bir cümle üretiyor: “Bugün değil, yarın başlarım.”

İşin garip tarafı, bunu söylerken çoğu zaman gerçekten yarın başlayacağımıza inanıyoruz. Ancak yarın geldiğinde aynı işi biraz daha ertelemek için yeni bir neden bulabiliyoruz. Böylece birkaç günlük gecikme, farkında olmadan haftalarca devam eden bir erteleme döngüsüne dönüşebiliyor.

Peki sürekli erteleme neden olur? İlk akla gelen cevap tembellik olsa da psikoloji araştırmaları ertelemenin yalnızca zaman yönetimiyle açıklanamayacağını gösteriyor. Erteleme davranışında, yapmak istemediğimiz bir görevin bizde oluşturduğu sıkıntı, kaygı, belirsizlik veya başarısızlık ihtimalinden kısa süreliğine uzaklaşma isteği önemli bir rol oynuyor.

Başka bir deyişle sorun her zaman “Bu işi yapmak istemiyorum” olmayabilir. Bazen asıl sorun, “Bu işe başladığımda hissedeceğim şeyi yaşamak istemiyorum” oluyor.

“Yarın Başlarım” Sendromu Neden Oluşur?

“Yarın başlarım sendromu” tıbbi bir tanı değil. Günlük hayatta sürekli ertelenen başlangıçları anlatmak için kullanılan oldukça tanıdık bir ifade. Bu davranışın arkasındaki erteleme psikolojisi ise düşündüğümüzden daha karmaşık.

Bir görev sıkıcı, zor veya stresli göründüğünde onu ertelemek anlık bir rahatlama sağlar. Örneğin hazırlamanız gereken bir sunumu açmak yerine sosyal medyada birkaç dakika geçirmek, o anda daha kolay ve daha keyifli gelir. Yapmanız gereken iş ortadan kalkmamıştır ama onun yarattığı rahatsızlıktan kısa bir süreliğine uzaklaşmış olursunuz.

Sorun tam da burada başlar. Beyin, ertelemenin ardından gelen bu kısa rahatlamayı öğrenebilir. Bir sonraki zor görevde aynı yolu seçmek daha kolay hâle gelir ve zamanla erteleme alışkanlığı kendini tekrar eden bir davranış biçimine dönüşebilir.

Bu nedenle sürekli erteleyen birine yalnızca “daha disiplinli ol” demek çoğu zaman işe yaramaz. Kişi ne yapması gerektiğini zaten biliyor olabilir; zorlandığı nokta, görevin başlangıcında ortaya çıkan rahatsızlığı yönetmek ve ilk adımı atabilmektir.

Erteleme Hastalığı Gerçekten Bir Hastalık mı?

Google’da sıkça “erteleme hastalığı” şeklinde aransa da erteleme tek başına bir hastalık veya psikiyatrik tanı değildir. Hepimiz zaman zaman yapmak istemediğimiz işleri erteleriz. Burada önemli olan davranışın ne kadar sık tekrarlandığı ve hayatımızı ne ölçüde etkilediğidir.

Bir işi bilinçli olarak sonraya bırakmak da her zaman erteleme sayılmaz. Örneğin daha acil bir görevi tamamlamak için başka bir işi yarına bırakıyorsanız bu bir önceliklendirme kararıdır. Ertelemede ise kişi genellikle gecikmenin kendisine zarar verebileceğini bildiği hâlde başlamayı geciktirmeye devam eder.

Bu ayrım önemli. Çünkü kronik erteleme yaşayan kişiler çoğu zaman zamanı nasıl planlayacaklarını bilmedikleri için değil, planladıkları davranışı başlatmakta zorlandıkları için aynı döngüye girerler.

Bu yüzden ertelemeyi yalnızca takvim ve yapılacaklar listesi problemi olarak görmek yerine, davranışın arkasındaki erteleme psikolojisini anlamak gerekir. “Neden yapmıyorum?” sorusunun cevabı bazen motivasyon eksikliğinden çok, o görevin bizde uyandırdığı duyguda saklıdır.

Beynimiz Neden Bugünkü Rahatlığı Yarının Başarısına Tercih Ediyor?

Ertelemenin en ilginç taraflarından biri gelecekle kurduğumuz ilişkidir. Bugün zor bir işe başlamanın maliyetini hemen hissederiz: sıkılabiliriz, yorulabiliriz, hata yapabiliriz veya istediğimiz kadar başarılı olamayabiliriz. Buna karşılık işi tamamlamanın sağlayacağı ödül çoğu zaman gelecektedir.

Ders çalışmanın sıkıntısı bugün, sınav sonucunun ödülü haftalar sonra gelir. Spor yapmak bugün çaba gerektirir, fiziksel değişim ise zaman alır. Bir projeye başlamak şu anda belirsizlik yaratırken projenin tamamlanmasının sağlayacağı rahatlık henüz uzaktadır.

Bu yüzden “yarın” zihinsel olarak son derece kullanışlı bir kaçış alanına dönüşebilir. Yarındaki hâlimizin daha enerjik, daha motive ve daha disiplinli olacağını varsayarız. Bugünkü işi ona devrederken gelecekteki şartların da bugünkünden farklı olacağını düşünürüz.

Fakat yarın geldiğinde o gelecekteki kişi artık bugünkü biz olur.

Aynı görev hâlâ zor, sıkıcı veya belirsiz görünüyorsa aynı karar yeniden verilebilir: “Bugün uygun değil, yarın kesin başlarım.” Böylece erteleme tek seferlik bir karar olmaktan çıkar ve kendi kendini besleyen bir döngü hâline gelir.

Bu döngüyü kırmak için önce kişinin neden ertelediğini bulması gerekir. Çünkü mükemmeliyetçilik nedeniyle ertelenen bir işle, sıkıcı olduğu için ertelenen bir işe aynı yöntemle yaklaşmak her zaman işe yaramaz.

Sürekli Erteleme Neden Olur?

Sürekli ertelemenin tek bir nedeni yoktur. Aynı kişi bile farklı işleri farklı nedenlerle erteleyebilir. Vergi işlemlerini karmaşık olduğu için, spora başlamayı sonuçları hemen görülmediği için, önemli bir projeyi ise başarısız olmaktan çekindiği için erteleyebilir.

Bu nedenle erteleme döngüsünü kırmaya çalışırken ilk yapılması gereken şey kendimize “Neden bu kadar tembelim?” diye sormak değil, “Bu işe başlamamı zorlaştıran şey ne?” sorusunu sormaktır. Cevap çoğu zaman aşağıdaki nedenlerden birinde saklıdır.

Mükemmeliyetçilik: İyi Yapamayacaksam Hiç Başlamayayım

Mükemmeliyetçilik ilk bakışta ertelemenin tam tersi gibi görünebilir. Sonuçta mükemmeliyetçi biri yaptığı işe önem verir, yüksek standartlar belirler ve iyi sonuç almak ister. Ancak bu standartlar gerçekçi olmaktan çıktığında başlamak giderek zorlaşabilir.

“Çok iyi olmalı”, “hata yapmamalıyım” veya “hazır olduğumda başlayacağım” düşünceleri görevin zihinde olduğundan daha büyük görünmesine neden olabilir. Bir e-postayı göndermek, sunuma başlamak veya spor salonuna gitmek bile yapılacak basit bir iş olmaktan çıkıp kişinin kendisini değerlendirdiği bir sınava dönüşebilir.

Bu durumda erteleme kısa süreli bir koruma sağlar. İşe başlamadığınız sürece kötü bir sonuçla da karşılaşmazsınız. Fakat mükemmeliyetçilik nedeniyle beklenen “doğru an” çoğu zaman gelmediği için görev büyür, zaman azalır ve başlama baskısı daha da artar.

Başarısızlık Korkusu Başlamayı Nasıl Engeller?

Bazı işleri ertelememizin nedeni işin kendisinden çok, sonunda ne olacağıdır. Bir sınavdan düşük not almak, iş görüşmesinde reddedilmek, hazırladığımız projenin beğenilmemesi veya başladığımız bir konuda yeterince iyi olmadığımızı görmek rahatsız edici olabilir.

Bu noktada başarısızlık korkusu erteleme için güçlü bir zemin oluşturabilir. Çünkü başlamamak, sonucu bir süre daha belirsiz bırakır. Kişi böylece yalnızca görevi değil, görevle birlikte gelebilecek hayal kırıklığını da erteler.

Üstelik son dakikaya bırakmak bazen psikolojik bir savunmaya dönüşebilir. Sonuç kötü olduğunda kişi “Yeterince zaman ayırmadım” diyebilir; böylece başarısızlığı kendi yeteneğinden çok hazırlık süresine bağlamak mümkün olur. Ancak bu kısa süreli koruma, uzun vadede kişinin kendi kapasitesini gerçekten sınamasını da engeller.

Görev Belirsizse Beyin Nereden Başlayacağını Bulamaz

“Projeyi hazırla”, “ders çalış”, “evi düzenle” veya “spora başla” gibi hedeflerin ortak bir problemi vardır: Bunlar ne yapılacağını söyler ama ilk hareketin ne olduğunu söylemez.

Örneğin “tezimi yazacağım” oldukça büyük ve belirsiz bir görevdir. Buna karşılık “bilgisayarı açıp giriş bölümünün ilk paragrafını yazacağım” çok daha belirgindir. İkinci cümlede beynin gerçekleştirebileceği somut bir hareket vardır.

Görev ne kadar belirsizse karar vermek için gereken zihinsel çaba da o kadar artabilir. Nereden başlayacağınıza, ne kadar süreceğine ve hangi sırayla ilerleyeceğinize aynı anda karar vermeye çalıştığınızda daha işe başlamadan yorulmuş hissedebilirsiniz.

Bu yüzden bazen “motivasyonum yok” dediğimiz şey aslında motivasyon eksikliği değildir. Sorun, görevin ilk adımının yeterince net olmamasıdır.

Telefon ve anlık ödüllerin erteleme alışkanlığı üzerindeki etkisi

Anlık Ödüller Ertelemeyi Neden Bu Kadar Kolaylaştırıyor?

Zor bir görevin karşısında yalnızca kendi irademizle mücadele etmiyoruz. Aynı zamanda bize saniyeler içinde daha kolay ve daha çekici bir alternatif sunan dijital bir çevrede yaşıyoruz.

Bir raporu hazırlamanın ödülü birkaç saat sonra gelebilir. Telefonu elinize aldığınızda ise yeni bir mesaj, video veya bildirim birkaç saniye içinde küçük bir yenilik hissi yaratabilir. Bu karşılaştırmada yapılması gereken iş doğal olarak daha az çekici görünmeye başlar.

Bu durum basitçe “dopaminimiz bitti” veya “beyin dopamine bağımlı oldu” şeklinde açıklanamaz. Asıl mesele, kısa vadede kolayca elde edilen ödüllerin zahmetli ve sonucu gecikmiş görevlerle rekabet etmesidir. Özellikle zaten sıkıcı veya stresli bulduğumuz bir işe başlamak üzereyken telefon çok güçlü bir kaçış seçeneğine dönüşebilir.

Ertelemenin sinsi tarafı da burada ortaya çıkar. “Sadece beş dakika bakacağım” diye başladığımız kaçış, görevin yarattığı rahatsızlığı hemen azalttığı için davranışın tekrar edilmesini kolaylaştırabilir.

Erteleme Döngüsü Nasıl Oluşuyor?

Erteleme çoğu zaman tek bir karardan ziyade tekrar eden bir döngü şeklinde işler. Önce yapılması gereken bir görev vardır. Görev sıkıntı, kaygı, belirsizlik veya yetersizlik hissi oluşturur; ardından kişi bu rahatsızlıktan kurtulmak için daha kolay bir aktiviteye yönelir.

Kısa süreli rahatlama gelir, fakat görev hâlâ beklemektedir. Zaman azaldıkça bu kez ilk rahatsızlığa suçluluk ve stres eklenir. İş artık başlangıçta olduğundan bile daha zor görünmeye başlayabilir.

Erteleme döngüsüZihinde olanSonuç
1. Görev ortaya çıkar“Bunu yapmam gerekiyor.”Başlama baskısı oluşur
2. Rahatsızlık başlar“Zor olacak / sıkıcı / ya yapamazsam?”Görevden kaçma isteği artar
3. Daha kolay seçenek seçilir“Önce biraz telefona bakayım.”Kısa süreli rahatlama gelir
4. Görev ertelenir“Birazdan başlarım.”Zaman azalır
5. Suçluluk ve stres artar“Yine yapamadım.”Görev daha ağır görünür
6. Yeni bir tarih belirlenir“Yarın kesin başlıyorum.”Döngü yeniden başlar

İşte “yarın başlarım” düşüncesinin bu kadar kalıcı olmasının nedenlerinden biri budur. Yarın bize gerçek bir çözüm sunduğu için değil, bugün hissettiğimiz rahatsızlıktan çıkış yolu verdiği için çekici gelir.

Kendimizi Suçlamak Ertelemeyi Azaltıyor mu?

Bir işi tekrar ertelediğimizde kendimize kızmanın bizi harekete geçireceğini düşünebiliriz. “İradesizim”, “neden hiçbir şeyi zamanında yapamıyorum?” veya “bu sefer de beceremedim” gibi düşünceler ilk bakışta kendimizi disipline etmenin bir yolu gibi görünebilir.

Fakat sorun şu ki suçluluk, zaten olumsuz duygulardan kaçmak için kullanılan erteleme davranışına yeni bir olumsuz duygu ekler. Görev artık yalnızca zor bir iş değildir; geçmişte onu yapamadığımızı hatırlatan bir şeye de dönüşebilir.

Bu nedenle erteleme döngüsünü kırmak, kişinin kendisine sürekli tolerans göstermesi anlamına gelmez. Daha işlevsel yaklaşım, geçmişte neden başlamadığını anlamak ve bir sonraki başlangıcın önündeki engeli küçültmektir.

Çünkü ertelemenin çözümü çoğu zaman daha fazla motivasyon beklemek değildir. Başlamayı kolaylaştıracak kadar küçük, açık ve uygulanabilir bir ilk hareket oluşturabilmektir.

Erteleme Döngüsünü Kırmanın Bilimsel Yolları

Ertelemeyi bırakmak için çoğu insan önce motivasyonunu artırmaya çalışır. Oysa sürekli ertelemenin temelinde görevin yarattığı rahatsızlıktan kaçma eğilimi varsa, “kendimi motive etmeliyim” düşüncesi tek başına yeterli olmayabilir. Daha etkili olan, başlamayı zorlaştıran koşulları değiştirmek ve beynin karşısındaki görevi daha yönetilebilir hâle getirmektir.

Buradaki amaç bir gecede son derece disiplinli bir insana dönüşmek değil. Erteleme döngüsünün en kırılgan noktasını, yani başlama anını değiştirmektir.

Erteleme döngüsünü kırarak işe küçük bir adımla başlayan kişi

1. Görevi Değil, İlk Hareketi Belirleyin

“Bugün ders çalışacağım” bir niyettir ama beynin uygulayabileceği net bir komut değildir. Hangi derse, saat kaçta, nerede ve ne yaparak başlayacağınız belirsiz kaldığında karar verme işi çalışma anına bırakılır.

Bunun yerine ilk fiziksel hareketi belirleyin. “Saat 20.00’de masaya oturup matematik kitabının 40. sayfasındaki ilk soruyu çözeceğim” gibi bir plan, başlangıç noktasındaki belirsizliği ciddi biçimde azaltır. Spor için “spor yapacağım” yerine “işten gelince spor kıyafetlerimi giyip 10 dakika yürüyeceğim” demek de aynı mantıkla çalışır.

Davranış biliminde buna yakın yaklaşımlardan biri “uygulama niyeti”dir (implementation intention). Temel fikir, davranışı yalnızca istemek yerine ne zaman ve nerede yapılacağını önceden belirlemektir. Böylece harekete geçme anında yeniden karar vermek zorunda kalmazsınız.

2. Başlama Eşiğini Küçültün

Bir işi bitirmek zorunda olduğunuzu düşündüğünüzde görevin tamamı zihninizin karşısına çıkar. İki saat ders çalışmak, 30 sayfa okumak veya bütün sunumu hazırlamak gözünüzde büyüyorsa başlamamak çok daha kolay hâle gelir.

Bu noktada hedefi geçici olarak küçültmek işe yarayabilir. “Sunumu bitireceğim” yerine “dosyayı açıp üç başlık yazacağım”, “bir saat spor yapacağım” yerine “spor kıyafetlerimi giyip beş dakika başlayacağım” diyebilirsiniz. Buradaki amaç beş dakikada büyük ilerleme kaydetmek değil, başlamanın yarattığı direnci azaltmaktır.

Çünkü çoğu zaman en zor bölüm çalışmanın kendisi değil, çalışmaya geçiş anıdır. İlk hareket gerçekleştirildiğinde görevin belirsizliği azalır ve devam etmek, sıfırdan başlamaktan daha kolay hâle gelebilir.

3. Motivasyon Gelmesini Beklemeyin

Ertelemenin en yaygın tuzaklarından biri “kendimi hazır hissettiğimde başlayacağım” düşüncesidir. Fakat özellikle sıkıcı veya zor görevlerde istek her zaman eylemden önce gelmez. Bazen tam tersine, birkaç dakika çalıştıktan ve ilerleme gördükten sonra devam etme isteği ortaya çıkar.

Bu nedenle “Bugün bunu yapmak istiyor muyum?” sorusu yerine “Şu anda yapabileceğim en küçük hareket ne?” sorusu daha kullanışlıdır. Motivasyon düşükken hedef küçülebilir ama başlangıç tamamen ortadan kalkmaz.

Bu yaklaşım ertelemeyi yenmek için kendinizi zorlamanız gerektiği anlamına gelmez. Asıl amaç, harekete geçmek için mükemmel ruh hâlini bekleme alışkanlığını bırakmaktır.

4. Dikkat Dağıtıcıları İradeyle Değil, Ortamla Yönetin

Telefon masanın üzerinde dururken sürekli “bakmayacağım” demek, dikkatinizi korumak için tekrar tekrar irade kullanmanızı gerektirir. Özellikle zaten başlamak istemediğiniz bir görev varsa telefon, erteleme için son derece kolay bir çıkış kapısıdır.

Çalışmaya başlamadan önce telefonu başka bir yere bırakmak, bildirimleri kapatmak veya gereksiz sekmeleri kapatmak küçük değişiklikler gibi görünür. Ancak bu düzenlemeler erteleme seçeneğine ulaşmayı zorlaştırırken yapılması gereken işi daha erişilebilir hâle getirir.

Buradaki önemli nokta kendinizi dikkat dağıtıcılardan sonsuza kadar uzaklaştırmak değildir. Yalnızca odaklanmak istediğiniz zaman diliminde kolay kaçış yollarını biraz daha zorlaştırmaktır.

5. “Bitirmek” Yerine Belirli Bir Süre Çalışın

Büyük görevlerde “bitirene kadar çalışacağım” düşüncesi başlangıç baskısını artırabilir. Özellikle ne kadar süreceğini bilmediğiniz bir iş söz konusuysa zihniniz açık uçlu bir yükle karşı karşıya kalır.

Bunun yerine göreve zaman sınırı koyabilirsiniz. Örneğin “Bu raporu bugün bitirmeliyim” yerine “25 dakika boyunca yalnızca rapor üzerinde çalışacağım” demek görevi daha öngörülebilir hâle getirir. Süre dolduğunda devam edip etmeyeceğinize yeniden karar verebilirsiniz.

Bu yöntem özellikle başlamayı sürekli erteleyen kişilerde kullanışlıdır. Çünkü hedef artık kusursuz bir sonuç üretmek değil, belirlenen süre boyunca görevle temas kurmaktır.

6. Kendinize Kızmak Yerine Ertelemenin Nedenini Bulun

Erteledikten sonra kendinizi suçlamak kısa vadede “bir daha yapmayacağım” kararlılığı yaratabilir. Ancak araştırmalar öz-şefkat ve erteleme arasındaki ilişkinin düşündüğümüzden daha önemli olabileceğini gösteriyor. Kişinin geçmişteki ertelemesini sürekli bir kişilik kusuru olarak görmesi, görevin yarattığı olumsuz duyguları daha da büyütebilir.

Bunun yerine “Neden yine yaptım?” sorusunu yargılayıcı biçimde değil, problemi çözmek için kullanın. Görev fazla mı büyüktü, başlangıç noktası mı belirsizdi, başarısız olmaktan mı korktunuz, yoksa telefon çok daha kolay bir alternatif mi sundu?

Cevap değiştikçe çözüm de değişir. Erteleme döngüsünü kırmak, kendinize daha sert davranmaktan çok hangi noktada döngüye girdiğinizi fark edip o noktayı değiştirmeyi gerektirir.

“Yarın Başlarım” Yerine Ne Yapmalıyız?

Bir şeyi ertelediğinizi fark ettiğiniz anda kendinize “hemen hepsini yapmalıyım” demeniz gerekmiyor. Bunun yerine yarına bıraktığınız işin bugün yapılabilecek en küçük parçasını bulun.

Spora yarın başlayacaksanız bugün ayakkabılarınızı hazırlayın ve beş dakika yürüyün. Kitaba yarın başlayacaksanız bugün iki sayfa okuyun. Bir projeye pazartesi başlayacaksanız bugün dosyayı oluşturup ilk başlığı yazın.

Bu küçük hareketlerin amacı büyük bir performans göstermek değildir. Beyne “başlangıç tarihi yarın” mesajı vermek yerine, sürecin zaten başladığını göstermektir.

Erteleme çoğu zaman tek büyük kararla ortadan kalkmaz. Fakat “yarın başlarım” ile “bugün iki dakika başlayabilirim” arasındaki küçük değişiklik, tekrarlandığında yeni bir davranış biçimine dönüşebilir.

Ertelemenin Çözümü Daha Fazla İrade Olmayabilir

Sürekli ertelemek çoğu zaman tembellikten veya ne yapacağımızı bilmemekten kaynaklanmaz. Görev bize sıkıcı, belirsiz, zor veya tehdit edici geldiğinde kısa süreli rahatlamayı seçmek çok daha kolay olabilir. Bu rahatlama tekrarlandıkça erteleme de öğrenilmiş bir döngü hâline gelebilir.

Bu nedenle çözüm yalnızca daha ayrıntılı yapılacaklar listeleri hazırlamak değildir. Görevi küçültmek, başlangıç anını netleştirmek, dikkat dağıtıcıları azaltmak ve rahatsızlık ortaya çıktığında hemen kaçmak yerine küçük bir hareket yapmak çok daha işlevsel olabilir.

Belki de “Yarın kesin başlayacağım” cümlesinde değiştirmemiz gereken kelime “kesin” değil, “yarın”dır.


Sıkça Sorulan Sorular

Erteleme hastalığı nedir?

“Erteleme hastalığı” günlük dilde kronik veya sürekli erteleme davranışını anlatmak için kullanılan bir ifadedir; tek başına psikiyatrik bir tanı değildir. Erteleme, kişinin gecikmenin olumsuz sonuçlarını bilmesine rağmen yapması gereken işi gereksiz biçimde sonraya bırakması şeklinde açıklanabilir.

Sürekli erteleme neden olur?

Sürekli ertelemenin tek bir nedeni yoktur. Görevin sıkıcı veya belirsiz olması, mükemmeliyetçilik, başarısızlık korkusu, kısa vadeli ödüllerin daha çekici gelmesi ve kişinin görevin yarattığı olumsuz duygudan kaçmaya çalışması erteleme davranışında rol oynayabilir.

Erteleme tembellik midir?

Hayır, ikisi aynı şey değildir. Erteleyen kişi çoğu zaman yapmak istediği veya yapması gerektiğini bildiği bir işi geciktirir ve bundan rahatsızlık duyar. Bu nedenle erteleme yalnızca “çalışmak istememek” şeklinde açıklanamaz.

Erteleme döngüsü nasıl kırılır?

İlk adımı mümkün olduğunca açık ve küçük hâle getirmek iyi bir başlangıçtır. Görevin ne zaman ve nerede yapılacağını önceden belirlemek, dikkat dağıtıcıları azaltmak ve bütün işi bitirmeye çalışmak yerine kısa bir çalışma süresiyle başlamak erteleme döngüsünü kırmayı kolaylaştırabilir.

Mükemmeliyetçilik ertelemeye neden olur mu?

Olabilir. Kişi kendisinden kusursuz bir sonuç beklediğinde hata yapmak veya beklentisini karşılayamamak daha tehdit edici hâle gelebilir. Bu durumda işe hiç başlamamak, başarısızlık ihtimaliyle karşılaşmayı geçici olarak erteleyen bir davranışa dönüşebilir.

Başarısızlık korkusu neden ertelemeye yol açar?

Bir görevin sonucu kişinin kendisini değerlendirmesiyle ilişkilendiğinde başlamamak geçici bir güvenlik alanı yaratabilir. Özellikle “başarısız olursam yeterince iyi olmadığım ortaya çıkar” düşüncesi varsa kişi sonucu geciktirmek için görevi de geciktirebilir.

Ertelemeyi bırakmak için motivasyon gerekli mi?

Her zaman değil. Özellikle zor görevlerde motivasyonu beklemek ertelemenin uzamasına neden olabilir. İlk adımı küçültmek ve birkaç dakikalığına başlamak, motivasyonun eylemden sonra oluşmasına fırsat verebilir.

DEHB ile erteleme arasında ilişki var mı?

DEHB’de dikkat yönetimi, zaman algısı, görev başlatma ve yürütücü işlevlerle ilgili güçlükler erteleme davranışını artırabilir. Ancak sürekli erteleme tek başına DEHB olduğu anlamına gelmez; ertelemenin birçok farklı nedeni olabilir.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Cevap Yazın

Scroll to Top

sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin