Kadına Yönelik Şiddet: İstanbul Sözleşmesi Öncesi ve Sonrası

İstanbul Sözleşmesi, resmi adıyla “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”, 2011 yılında İstanbul’da imzaya açılmış bir uluslararası insan hakları sözleşmesidir. Bu sözleşme, kadınlara yönelik şiddetle mücadelede kapsamlı ve bağlayıcı bir yasal çerçeve sunan ilk uluslararası anlaşmadır.

Sözleşmenin temel amaçları:

  1. Önleme: Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için eğitim, farkındalık kampanyaları ve profesyonellere yönelik eğitim programları öngörülmektedir.
  2. Koruma: Şiddet mağdurlarının korunması için güvenli barınma yerleri, hukuki destek ve danışmanlık hizmetlerinin sağlanması zorunludur.
  3. Kovuşturma: Şiddet faillerinin yargılanması ve cezalandırılması için hukuki süreçler güçlendirilmiştir.
  4. Koordinasyon ve bütüncül politikalar: Devletlerin, kadına yönelik şiddetle mücadelede etkin işbirliği ve eşgüdümlü politikalar geliştirmesi teşvik edilir.

Sözleşmeyi imzalayan ülkeler, bu ilkeler doğrultusunda kendi ulusal yasalarını düzenlemekle yükümlüdür. Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’ni ilk imzalayan ve onaylayan ülke olmasına rağmen, 2021 yılında sözleşmeden çekilme kararı almıştır. Bu karar, kamuoyunda ve uluslararası arenada geniş tartışmalara yol açmıştır.

Türkiye, 20 Mart 2021 tarihinde Cumhurbaşkanlığı kararıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı aldı. Bu kararın gerekçeleri, hükümet yetkilileri tarafından çeşitli açıklamalarla ifade edilmiştir. Türkiye’nin çekilme nedenleri arasında şu başlıklar öne çıkmaktadır:

  1. Aile yapısına zarar verdiği iddiası: Bazı kesimler, sözleşmenin geleneksel aile yapısını zayıflattığını ve toplumda “toplumsal cinsiyet eşitliği” kavramı üzerinden yanlış anlaşılmalara yol açtığını öne sürmüşlerdir. Özellikle sözleşmede geçen “toplumsal cinsiyet” kavramı, eleştiri konusu olmuş ve bu kavramın LGBT+ bireyleri desteklediği ve aile değerlerine zarar verdiği ileri sürülmüştür.
  2. Yeterli etki göstermediği düşüncesi: Hükümet yetkilileri, İstanbul Sözleşmesi’nin kadına yönelik şiddeti engellemede yeterince etkili olmadığını ve mevcut yasal düzenlemelerin bu konuda yeterli olacağını savunmuşlardır.
  3. Kültürel ve milli değerlere uygunluk: Türkiye’nin toplumsal ve kültürel yapısına uygun daha yerel bir düzenlemeyle kadına yönelik şiddetle mücadele edileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda, Türkiye’nin kendi iç hukuk sistemine dayalı önlemlerle kadına yönelik şiddeti engelleme çalışmalarını sürdüreceği vurgulanmıştır.

Çekilme kararı, kamuoyunda ve uluslararası arenada geniş tartışmalara yol açtı. Kadın hakları savunucuları ve muhalefet partileri, bu kararı eleştirerek, İstanbul Sözleşmesi’nin kadınların şiddetten korunmasında önemli bir rol oynadığını savundu. Buna karşılık hükümet, kadına yönelik şiddetle mücadelede kararlı olduğunu ve yeni yasal düzenlemeler yapacağını belirtmiştir​

Kadına Yönelik Şiddet: İstanbul Sözleşmesi Öncesi ve Sonrası

İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme öncesi ve sonrasında Türkiye’de kadına yönelik şiddet konusunda farklar genel olarak istatistikler, kadın hakları savunucularının görüşleri ve hükümetin açıklamaları üzerinden tartışılmaktadır.

Çekilme Öncesi:

  • İstanbul Sözleşmesi 2011’de imzalandıktan sonra, Türkiye’de kadına yönelik şiddetle mücadelede önemli bir adım olarak görülüyordu. Bu dönemde, kadın sığınma evlerinin artırılması, şiddet gören kadınlar için koruma kararlarının daha yaygın şekilde uygulanması gibi olumlu gelişmeler kaydedildi.
  • Sözleşmenin imzalanmasıyla birlikte, Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliği tartışmaları yoğunlaştı. Şiddet mağduru kadınlar için yasal koruma mekanizmaları güçlendirildi, ancak uygulamada sıkıntılar yaşandığı eleştirileri de mevcuttu.
  • Sözleşmeden çekilme öncesinde de sözleşmeye tam uyum sağlanmamış, uygulamada çeşitli sıkıntılar yaşanmış hali ile kadına yönelik şiddet ve cinayetler azalmamıştı. Tam aksine her yıl düzenli bir artış gözlemlenmişti. Örneğin, 2019’da 474 kadın, 2020’de ise 300’den fazla kadın öldürüldü. Akabinde sözleşmeye tam uyum sağlanması yerine sözleşmeden çekilme kararı verildi.

Çekilme Sonrası:

  • 2021 yılında İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı, kadına yönelik şiddetle mücadelede bir gerileme olarak değerlendirildi. Kadın örgütleri ve muhalefet, bu kararın kadınların güvenliğini tehlikeye attığını ve şiddet olaylarının artabileceği endişesini dile getirdi.
  • Çekilme sonrası, özellikle kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri devam etti ve artış gösterdi. Resmi verilere göre, 2021’de 339 kadın öldürüldü ve 2022’de bu sayı 334 olarak kaydedildi.
  • Kadın hakları savunucuları, çekilme sonrasında şiddet vakalarında bir artış olduğunu ve kadınların korunmasında ciddi zorluklar yaşandığını belirtiyor. Ayrıca, koruma talep eden kadınların daha fazla risk altında olduğu da savunulmaktadır.
  • Öte yandan hükümet, İstanbul Sözleşmesi’nden çekildikten sonra kadına yönelik şiddetle mücadelede yeni stratejiler ve yasal düzenlemeler geliştirdiklerini vurguladı. 6284 sayılı Kanun‘un hâlâ yürürlükte olduğunu ve kadına yönelik şiddetle mücadelenin devam ettiğini ifade ettiler.

Çekilme kararı sonrası kadın cinayetlerinin sayısında belirgin bir azalma görülmediği gibi, kadına yönelik şiddetin toplumsal bir sorun olarak devam ettiği gözlemlenmektedir. İstanbul Sözleşmesi’nin 2011’de yürürlüğe girmesinin ardından ilk yıllarda kadına yönelik şiddetle mücadelede olumlu gelişmeler kaydedilmişti. Ancak zamanla uygulamada aksaklıklar yaşandı ve şiddet vakaları azalmadı. Örneğin, 2019’da 474 kadın öldürüldü, 2020’de bu sayı 300 civarında seyretti.

Türkiye’nin 2021 yılında İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi sonrasında ise şiddet vakalarının azalmadığı, aksine artış gösterdiği rapor edildi. 2021’de 339 kadın cinayeti kaydedilirken, 2022’de 334 kadın öldürüldü. 2023’te ise 438 kadın öldürüldü. Özellikle şüpheli kadın ölümlerinin arttığı, ev içi şiddet olaylarının daha sık yaşandığı belirtiliyor. Kadın hakları savunucuları, sözleşmeden çekilmenin erkekleri cesaretlendirdiğini ve şiddet olaylarının daha da artmasına yol açtığını savunuyorlar​. Hükümet ise mevcut yasal düzenlemelerin yeterli olduğunu ve şiddetle mücadelede kararlı olduklarını belirtmektedir​.

Bu tartışmalar ışığında, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme sonrası kadına yönelik şiddetin önlenmesinde kayda değer bir iyileşme olmadığını söylemek mümkündür.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Cevap Yazın

Scroll to Top

sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin