Metin Uca: Gazeteci, Yazar ve Televizyon Programcısı
Metin Uca, gazeteci, yazar ve televizyon programcısıdır. 1968 yılında Ankara’da doğmuştur. Kimya mühendisliği, jeoloji mühendisliği ve tiyatro eğitimleri alan Uca, 1986 yılında 6 ay boyunca Türkiye Petrolleri’nde jeotermal müdürlüğünde çalışmıştı. 1987 yılında ikinci olarak kazandığı Anadolu Ajansı sınavıyla muhabirliğe başladı. 1989 yılında TRT’ye geçen Metin Uca, daha sonra Kanal D, Show TV, atv ve Star TV gibi kuruluşlarda muhabirlik, programcılık yaptı. Çalışma hayatında hayatında çeşitli gazetelerde köşe yazarlığı yapmış ve editörlük görevlerinde bulunmuştur.
Televizyon kariyerinde “Günaydın Türkiye” adına televizyon programı sunmuş ve 3 yıl sürmüştür. Tüm Türkiye tarafından ciddi mevzuları, mizahi bir dile dökmesi ile bilinir kanaatimce. Ayrıca çokça izlenen “Passaparola” adlı yarışmayı da tam 9 yıl sunmuştur.
Ayrıca yazarlık da yapmış olan Metin Uca’nın çeşitli kitapları bulunmaktadır:
- Tanrı vermiş Pırasa Hiç Yenir mi Yarasa?
- Alışmadık Gözde Lens Durmaz: Çok Bilinmezli Bilinenler, Bir Buruk Bilinenler Kitabı
- Yes Yerine Orrayt Demek Caiz midir Hocam?
- Her Booka Maydonoz
- Her Tuzluğum Var Diyene Hıyarla Yetişemedim: Güzel Yurdumun “Bir Kahkahalık” Trajikomik Halleri
Uca, Dilovası ilçesinde araç kullanırken bilincini kaybetmesi sonucunda geçirdiği trafik kazası sonrası İstanbul’da tedavi altına alındı. Tedavisi kapsamında 15 Kasım 2023 günü yapılan ameliyat sonrasında yoğun bakıma alındı.[7] Ameliyat sonrası gelişen komplikasyonlar sonucu 17 Kasım 2023 tarihinde tedavi gördüğü Kartal Dr. Lütfi KIRDAR Şehir Hastanesi İstanbul’da vefat etmiştir. Ölmeden önceki röportajlarının birinde, ölümden korkmadığını, cenaze töreni istemediğini, öldükten sonra yakılarak küllerinin İstanbul Boğazı’ndan serpilmesini istediğini belirtmiştir. Ölümünün ardından bu vasiyet olarak nitelenen röportajı epey konuşmul, hatta bir krematoryumun gerekliliğine ilişkin epeyce konuşmalar yapılmıştı.

Krematoryumu kısaca anlatmak gerekirse, genellikle Hinduizm, Budizm gibi dinlerde zorunlu olarak görülen, Hristiyanlık dininde ise isteğe bağlı olarak gerçekleştirilen, cesetlerin yüksek sıcaklıklarda yakıldığı yerdir. Bazı kültürlerde ölünün külleri hatıra olarak saklanır.
Osmanlı’nın son dönemlerinde de Anadolu Kavağı sınırları içinde bir adet krematoryum denebilecek yer olduğu biliniyor. Zincirlikuyu Mezarlığı’nda da bir krematoryum yapılmış, ancak sonradan bu bölüm kaldırılarak otoparka çevrilmiştir.
En nihayetinde Metin Uca’nın vasiyet niteliğindeki bu sözleri, Türkiye’de böyle bir uygulama bulunmadığından yerine getirilmemiştir. Cenazesi Ankara’daki Cebeci Asri Mezarlığı’nda toprağa verilmiştir.
Diğer yazılarımıza buradan ulaşabilirsiniz.
MerakRotası sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
