Son Güncelleme: 18 Ekim 2026
Telefonu elinize almak için ortada belirgin bir neden yoktur; yine de ekrana bakarsınız. Belki arkadaşlarınız bir şey konuşuyordur, belki önemli bir haber çıkmıştır, belki de siz çevrimdışıyken herkes güzel bir şey yaşamıştır. Ekranda gördüğünüz birkaç paylaşım, kendi akşamınızı eksik ya da sıradan hissettirebilir. Bu huzursuzluk tanıdık geliyorsa, yaşadığınız şey FOMO olabilir.
Kısaca FOMO
FOMO, İngilizce Fear of Missing Out ifadesinin kısaltmasıdır; Türkçede gelişmeleri veya başkalarının deneyimlerini kaçırma korkusu olarak kullanılır. Bir şeyleri kaçırma ihtimali kişide huzursuzluk, sürekli kontrol etme isteği ve başkalarının hayatıyla kendininkini kıyaslama yaratabilir. FOMO tek başına klinik bir tanı değildir. Sosyal medyayı tamamen bırakmayı gerektirmez; amaç, çevrimiçi gelişmeleri takip etme kararını kaygının otomatik dürtüsünden geri almaktır.
Bu rehberde FOMO’nun ne olduğunu, sosyal medya ve gündelik hayatla nasıl bir döngü kurduğunu ve bu döngüyü yedi günde nasıl gözlemleyip hafifletebileceğinizi bulacaksınız. Öneriler “telefonu at, bütün hesapları kapat” gibi herkese uymayan keskin kurallara dayanmaz. Daha küçük, sürdürülebilir ayarlarla hem bağlantıda kalmak hem de içinde bulunduğunuz ana dönebilmek mümkündür.
FOMO nedir, ne anlama gelir?
FOMO (gelişmeleri kaçırma korkusu), siz bir etkinliğin, konuşmanın, fırsatın ya da deneyimin dışında kaldığınızda başkalarının daha keyifli veya daha avantajlı bir şey yaşadığı düşüncesiyle beliren kaygıyı anlatır. Zihin yalnızca “Acaba ne oluyor?” diye merak etmez; aynı zamanda “Ben yokken daha önemli bir şey mi oluyor, geride mi kalıyorum?” sorularına takılır. Bu nedenle kişi sosyal medya hesaplarını, mesajları, haberleri veya alışveriş fırsatlarını sık sık kontrol edebilir.
FOMO gündelik dilde bir duygu ve davranış örüntüsünü anlatır; kendi başına psikiyatrik tanı ya da resmî bir hastalık adı değildir. Bir paylaşımı kaçırdığınız için bir an üzülmeniz de otomatik olarak “FOMO hastalığınız” olduğu anlamına gelmez. Önemli olan, bu kaygının ne kadar sık yaşandığı ve dikkatinizi, uykunuzu, ilişkilerinizi ya da kararlarınızı ne ölçüde etkilediğidir.
FOMO’yu yalnızca “çok telefon kullanmak” diye açıklamak da eksik kalır. Bazı kişiler saatlerce çevrimiçi olmadığı hâlde belirli grupları, arkadaş buluşmalarını veya iş fırsatlarını kaçırma endişesi yaşayabilir. Başkaları ise uzun süre sosyal medyada vakit geçirir ama bu süreyi kaygı değil eğlence, haber alma veya iletişim için kullanır. Süre kadar, ekrana hangi ihtiyaçla yöneldiğinize ve sonrasında nasıl hissettiğinize bakmak gerekir.
TÜBİTAK Bilim Genç’in FOMO yazısı kavramın tanımı, sosyal medya, ilişkiler ve akademik yaşamla bağlantısını özetliyor. Bu yazıda aynı genel çerçeveyi tekrarlamak yerine, FOMO’nun günlük kontrol döngüsünü fark etmeye ve onu küçük davranış değişiklikleriyle gevşetmeye odaklanacağız.
Sosyal medya FOMO’yu nasıl besliyor?
Sosyal medya, çok sayıda insanın hayatından seçilmiş anları aynı ekranda buluşturur. Fotoğraflar çoğunlukla sıradan bekleyişleri, iptal edilen planları veya yorgun akşamları göstermez; geziyi, kutlamayı, başarıyı ve güzel ışığı öne çıkarır. Bu paylaşımlar gerçek olabilir ama hayatın tamamını temsil etmez. Kendi gününüzü bütün ayrıntılarıyla yaşarken başkalarının yalnızca seçilmiş anlarını görmeniz, karşılaştırmayı dengesiz hâle getirebilir.
Akışın sonu gelmez; yeni içerik ve bildirimler belirsiz aralıklarla belirir. Bir sonraki açışınızda yeni bir mesaj, fotoğraf ya da gündem olabileceği ihtimali telefonu yeniden kontrol etmeyi teşvik eder. Bunun için algoritmaların sizi “bağımlı yaptığı” gibi tek nedenli bir açıklamaya gerek yok: İnsanların bağlantıda kalma, kabul görme, bilgi edinme ve merakını giderme ihtiyaçları zaten güçlüdür. Platformların sürekli yenilenen akışı bu ihtiyaçları gün boyunca tetikleyebilir.
Döngü çoğu zaman şöyle işler: Bir duygu ya da boşluk ortaya çıkar; kişi telefonu açar; yeni bir paylaşım görür; kendini kıyaslar veya dışarıda kalmış hisseder; kısa süreli rahatlamak için biraz daha kaydırır; ardından yeni bir şey kaçırma ihtimali aklına gelir. Bu nedenle FOMO’yu azaltmak yalnızca ekran süresine bir sınır koymakla bitmeyebilir. Kaygı başladığında ne yaptığınızı ve ekrandan ne beklediğinizi de fark etmek gerekir.

Bu akış bildirimlerle birleştiğinde telefonunuzu açmanız için yeni nedenler oluşur. Her uyarıyı anında kontrol etme baskısı yaşıyorsanız bildirim yorgunluğu rehberi, hangi uyarıları açık tutup hangilerini belirli saatlere taşıyabileceğinizi gösterir.
FOMO belirtileri nasıl anlaşılır?
FOMO herkeste aynı biçimde görünmez. Bazı kişiler arkadaşlarının planlarını kaçırmaktan, bazıları son dakika haberlerini öğrenememekten; bazıları ise başkalarının daha başarılı veya daha hareketli bir hayat yaşadığı düşüncesinden etkilenir. Aşağıdaki örnekler tanı koymak için değildir; kendi alışkanlığınızı adlandırmanıza yardımcı olur:
- Telefonu elinize almanız için açık bir neden yokken sosyal medya veya mesajları tekrar tekrar kontrol etmek.
- Bir etkinliğe gitmek istemediğiniz hâlde, orada olmazsanız konuşulanların dışında kalacağınız için gitmek.
- Çevrimdışıyken huzursuz olmak ve döner dönmez bildirimleri, hikâyeleri veya haberleri taramak.
- Başkalarının gezi, ilişki, kariyer ya da başarı paylaşımlarından sonra kendi hayatınızı yetersiz hissetmek.
- Bir fırsatı kaçırmamak için aceleyle alışveriş yapmak, plan değiştirmek veya aslında istemediğiniz bir şeye “evet” demek.
- Arkadaşlarınızla yüz yüze otururken bile başka bir yerde daha iyi bir şey olup olmadığını merak etmek.
- Günün sonunda çok fazla içerik görmüş ama ne öğrendiğinizi veya neye ihtiyaç duyduğunuzu hatırlayamamış olmak.
Bu maddelerden birkaçını yaşamak tek başına sorun olduğunuzu göstermez. Kendinize “Bu davranış benim seçimim mi, yoksa kaygımı hemen yatıştırma çabası mı?” diye sorun. Yanıt her zaman net olmayabilir; bir hafta boyunca kontrol dürtüsünün ne zaman geldiğini not etmek, tahminden daha işe yarar bir başlangıçtır.
FOMO’nun nedenleri yalnızca sosyal medya mı?
Sosyal medya FOMO’nun görünür olduğu alanlardan biri; fakat kaygının zemini farklı ihtiyaçlarla da ilişkili olabilir. Bir gruba ait olma, kabul görme, yakınlık kurma, kendi seçimlerini yapabilme ve yeterli hissetme ihtiyacı herkes için önem taşır. Bu ihtiyaçlar hayatın belirli dönemlerinde karşılanmadığında, başkalarının neler yaptığına daha yakından bakmak veya dışarıda kalmamak için her çağrıya yetişmek isteyebilirsiniz.
Yeni bir şehir, okul veya işe başlamak; bir arkadaş grubundan uzaklaşmak; ilişki değişikliği, yalnızlık ya da belirsiz bir dönem yaşamak kontrol etme dürtüsünü artırabilir. Burada amaç kişiyi veya telefonu suçlamak değil, FOMO’nun hangi ihtiyacı görünür kıldığını bulmaktır. Belki daha fazla yakınlığa, dinlenmeye, net bilgiye veya kendi kararlarınızı destekleyen bir rutine ihtiyacınız vardır.
FOMO ile sosyal medya kullanımı arasında ilişki bulan araştırmalar, herkes için aynı neden-sonuç çizgisini kanıtlamaz. 2022’de yayımlanan bir sistematik derleme ve meta-analiz, FOMO ile internet kullanımı arasındaki bağlantının örneklemlere göre değişebildiğini; ilişkinin basit ve herkese uyan tek bir formülle açıklanamayacağını bildiriyor. Bu nedenle “sosyal medyayı kullandığın için FOMO yaşıyorsun” veya “FOMO’n varsa sosyal medya bağımlısısın” demek doğru olmaz.
FOMO’nun odağını fark etmek çözümü de kişiselleştirir. Haber kaçırma endişesi yaşıyorsanız güvenilir bir haber kaynağını günde bir kez kontrol etmek yeterli olabilir. Arkadaş çevresini kaçırmaktan korkuyorsanız, akışta yüzlerce kişiyi izlemek yerine birkaç yakınınızla doğrudan görüşmek daha anlamlı gelebilir.
FOMO günlük hayatı nasıl etkileyebilir?
Dikkat ve çalışma: Bir işi yaparken zihniniz mesaj veya akışta ne olduğunu merak ediyorsa, göreve dönmek daha zor olabilir. Kontrol etmek birkaç saniye sürse bile tekrar tekrar ara vermek düşünce akışını parçalar. Telefon ve çevrimiçi içerik dikkatinizi sık bölüyorsa dijital minimalizm yaklaşımı, kullandığınız uygulamaları ve onlardan beklediğiniz faydayı sadeleştirmek için iyi bir çerçeve sunar.
İlişkiler: Bir buluşmada başka insanların paylaşımlarını izlemek, yanınızdaki kişiye ayırdığınız dikkati azaltabilir. Tersi de mümkündür: Başkalarının planına “hayır” diyemediğiniz için kendi dinlenme ihtiyacınızı sürekli erteleyebilirsiniz. İlişkide bağlantı kurma isteği doğaldır; sorun, bağlantıyı kaçırma korkusunun dinlenme, sınır koyma veya gerçek sohbete engel olmasıdır.
Uyku ve dinlenme: Yatmadan önce gündemi ve sosyal akışı kontrol etmek, zihni yeni bilgiye açık tutabilir ve uyku saatini geciktirebilir. Burada herkes için geçerli kesin bir süre kuralı yoktur. Akşam telefon kullanımı uykunuzu etkiliyorsa, telefonu hangi saatte bırakacağınızı belirleyen daha genel öneriler için akşamları telefona bakmama rehberine göz atabilirsiniz.
Kararlar ve harcamalar: “Şimdi almazsam fırsatı kaçırırım”, “Herkes gidiyor, ben de gitmeliyim” düşüncesi hızlı karar vermeye itebilir. FOMO pazarlamada da kullanılabilir; geri sayım, sınırlı stok ve anında fırsat mesajları karar süresini daraltır. Bir satın alma veya plan için kendinize kısa bir bekleme aralığı tanımak, isteğin gerçekten size ait olup olmadığını anlamanıza yardım eder.
Özdeğer ve ruh hâli: Başkalarının iyi anlarını görmek tek başına zarar vermez; fakat bu görüntüleri kendi hayatınızın tamamıyla kıyasladığınızda yetersizlik, huzursuzluk veya üzüntü doğabilir. Bu duygular sürekli hâle geliyor, işlevinizi belirgin biçimde etkiliyor ya da gündelik yaşamınızı daraltıyorsa bir ruh sağlığı uzmanından destek almak uygun olabilir.
FOMO mu, normal merak mı?
Yeni bir gelişmeyi merak etmek, arkadaşlarınızdan haber almak veya bir etkinliğe katılmak istemek olağandır. FOMO açısından ayırt edici soru, merakın sizi ne kadar yönettiğidir. Kontrol edemediğiniz bir dürtü nedeniyle uykunuzdan, önceliklerinizden veya seçmek istemediğiniz planlara “evet” demekten vazgeçemiyorsanız, davranışın maliyetini değerlendirmeye değer.
Kendinize şu üç soruyu sorun: Telefonu açmadan önce ne hissediyordum? Bu kontrolden ne bulmayı umuyordum? Kontrolden sonra gerçekten daha iyi mi oldum, yoksa yeni bir şey aramaya mı başladım? Bu sorulara doğru veya yanlış cevap yoktur. Amaç kendinizi yargılamak değil, kontrolün kısa süreli rahatlatma mı yoksa gerçek bir ihtiyacı karşılama mı sağladığını görmek.
Bir başka işaret de seçiminizin zaman içinde değişip değişmediğidir. Bir akşam dinlenmek istediğiniz hâlde başkalarının planlarına bakınca birden dışarı çıkmaya zorunlu hissediyorsanız, kararınızın yönü kaygıyla değişmiş olabilir. Yine de dışarı çıkmayı seçmek yanlış değildir. Önemli olan, kararınızı “bir şeyi kaçırmamalıyım” baskısından değil, gerçekten ne istediğinizden vermenizdir.
FOMO ile baş ederken işe yarayan yaklaşım
FOMO’yu yönetmek, her gelişmeyi görme ihtiyacını sıfırlamak değildir. Her şeyi takip etmek mümkün olmadığı gibi, insanın sürekli çevrimiçi olması da sağlıklı yakınlığın tek yolu değildir. Daha işe yarar hedef, hangi bilgiyi gerçekten bilmeniz gerektiğini ve hangi ilişkilere zaman ayırmak istediğinizi seçmektir.
Bilgiye sınır koyun: Haber almak için bir veya iki güvenilir kaynak seçin ve bunları kontrol edeceğiniz saatleri belirleyin. Arka arkaya birkaç platformda aynı gündemi taramak çoğu zaman yeni bilgi vermez; yalnızca kaygıyı besleyen yeni başlıklar ekler. Büyük bir haber varsa zaten güvenilir kanallardan tekrar karşınıza çıkar.
Bağlantıyı doğrudan kurun: Bir arkadaşınızın hayatından uzak kaldığınızı hissediyorsanız, yalnızca hikâyelerini izlemek yerine ona mesaj atmayı veya görüşme önermeyi deneyin. Çevrimiçi paylaşımlar bir ilişkinin tamamı değildir. Bazen kısa bir gerçek sohbet, onlarca gönderiyi izlemekten daha fazla yakınlık sağlar.
Seçmediğiniz şeylerin de değeri olduğunu görün: Her davete katılmamak, her fırsatı değerlendirmemek veya her konuda güncel kalmamak başarısızlık değildir. Bir seçeneğe evet demek diğerlerine hayır demeyi içerir; bu, karar vermenin doğal parçasıdır. Dinlenmeyi, çalışmayı veya sevdiğiniz bir kişiyle sakin zaman geçirmeyi seçtiğinizde de anlamlı bir deneyimi kaçırmış olmazsınız.
Telefonu çevreye göre düzenleyin: Sosyal medya uygulamalarını ana ekrandan kaldırmak, otomatik oynatmayı kapatmak ya da telefonu çalışma sırasında görüş alanından çıkarmak küçük bir duraklama yaratır. Bu engeller iradenizi sınamak için değil, otomatik açma davranışını fark edecek birkaç saniye kazanmak içindir. Daha kapsamlı telefon kullanımı değişikliği arıyorsanız doomscrolling döngüsünü bırakma rehberi de yararlı olabilir.

FOMO’yu azaltmak için 7 günlük uygulanabilir plan
Bu plan bir tedavi programı veya kesin sonuç vaadi değildir; bir hafta boyunca tetikleyicilerinizi gözlemlemek ve dijital alışkanlığınıza birkaç sınır eklemek için pratik bir deneydir. Her gün 10–15 dakika ayırmanız yeterli olabilir. Bir günü kaçırırsanız başa dönmeniz gerekmez; kaldığınız yerden devam edin.
1. gün: Kontrol dürtüsünü fark edin
Bugün hiçbir uygulamayı silmeyin ve kullanımınızı değiştirmeye çalışmayın. Telefonu hangi anlarda açtığınızı not edin: sıkılınca mı, yalnız hissettiğinizde mi, bir işi ertelemek için mi, yoksa gerçekten birinden haber beklerken mi? Her notun yanına o anki duygunuzu yazın. Akşam, en sık tekrar eden iki tetikleyiciyi seçin. Davranışı yargılamadan görmek değişikliğin ilk adımıdır.
2. gün: Akışınızı hafifçe düzenleyin
Takip ettiğiniz hesapların tümünü gözden geçirmeniz gerekmiyor. Size sürekli kıyaslama, acele veya huzursuzluk hissettiren beş hesabı sessize alın ya da takipten çıkarın. Haber ihtiyacınız varsa onlarca sayfa yerine bir veya iki güvenilir kaynak seçin. Bir hesabın arkadaşınız olması, onun her paylaşımını anında görmeniz gerektiği anlamına gelmez; sessize almak ilişkiyi bitirmez.
3. gün: Bildirimleri önceliğe göre ayırın
Arama ve gerçekten zamanında yanıt vermeniz gereken kişileri açık bırakın. Beğeni, yeni takipçi, alışveriş kampanyası, oyun ve genel haber uyarılarını kapatmayı veya toplu kontrol saatine taşımayı deneyin. Telefonunuzun odak veya rahatsız etmeyin ayarını kullanabilirsiniz. Bütün uyarıları kapatmak sizi daha huzursuz ediyorsa, bir veya iki planlı kontrol penceresi belirleyin. Böylece belirsizliği azaltırken gereksiz kesintileri de sınırlarsınız.
4. gün: Ekransız bir küçük plan yapın
Bir saatlik büyük bir aktivite bulmanız gerekmiyor. Çayınızı telefonsuz içmek, kısa bir yürüyüşe çıkmak, bir sayfa okumak veya biriyle yüz yüze konuşmak yeterli. Amaç “telefon kötü” demek değil; dikkatinizi taşıyabileceğiniz başka bir deneyim olduğunu hatırlamaktır. Plan sırasında aklınız ekrana giderse, kendinize kızmadan dikkatinizi yaptığınız işe geri getirin.
5. gün: Kıyaslama anına bağlam ekleyin
Sizi etkileyen bir paylaşımı gördüğünüzde hemen kendi hayatınız hakkında hüküm vermek yerine şu cümleyi tamamlayın: “Ben bu kişinin hayatından yalnızca … bölümünü görüyorum.” Ardından kendinizde iyi giden, küçük de olsa bir şeyi yazın. Bu, olumlu düşünmeye zorlanmak değildir; ekranda görünen tek bir anın, bir insanın tüm yaşamıyla aynı olmadığını hatırlamaktır.
6. gün: Bir davete veya fırsata bilinçli cevap verin
Bir plana evet veya hayır demeden önce kısa bir duraklama yapın. “Bunu gerçekten istiyor muyum?”, “Enerjim var mı?” ve “Gitmezsem neyi kaçıracağım, gidersem neye yer kalmayacak?” diye düşünün. Sonra karar verin. Bazen katılmak iyi gelir; bazen evde kalmak. İki seçeneğin de bedeli ve getirisi olabilir. Amaç, her ihtimali tüketmek değil, seçtiğiniz şeyin içinde olabilmektir.
7. gün: İşe yarayan iki ayarı koruyun
Hafta başındaki notlarınıza dönün. Hangi tetikleyici azaldı? Hangi kural uygulaması zor olduğu için sürdürülemedi? Kontrol sayısı değişmese bile kaygı, odak veya uyku hissiniz farklılaştı mı? Önümüzdeki hafta için yalnızca iki ayarı koruyun; örneğin bildirimleri toplulaştırmak ve akşam bir saat sosyal medyayı açmamak. Küçük bir düzeni sürdürmek, kısa süreli sert bir detoks yapmaktan daha gerçekçi olabilir. Planı kendi iş, okul ve aile düzeninize uyarlayın; hedef kusursuzluk değil, kaygıdan bağımsız birkaç seçimi çoğaltmaktır.
Telefon ve ekran kullanımını daha geniş bir çerçevede düzenlemek isterseniz Dijital Denge rehberine dönüp size uygun diğer adımları seçebilirsiniz. Süreyi ve alışkanlıkları takip etmek için sitedeki 7 günlük ekran süresi planı da bu deneye eşlik edebilir.
FOMO anında hemen ne yapabilirim?
Telefonu kontrol etme isteği geldiğinde, önce birkaç saniye bekleyin ve dürtünün geçmesini beklemek zorunda olmadığınızı bilin. Kendinize “Şu an neyi kaçırmaktan korkuyorum?” diye sorun. Yanıt somutsa, örneğin beklenen bir mesajsa, kontrol etmek anlamlı olabilir. Yanıt yalnızca “belki bir şey vardır” ise, kontrolü beş dakika erteleyip o sırada yapmakta olduğunuz işe dönmeyi deneyin.
Bir başka işe yarar yöntem, kontrolü ortadan kaldırmak yerine bağlama almaktır: “Mesajları öğle arasında kontrol edeceğim.” Böyle bir plan, telefonunuzu hiç kullanmayacağınız vaadinden daha uygulanabilir olabilir. Eğer telefonu açtıysanız da kendinizi başarısız ilan etmeyin. Ekranı kapatıp seçtiğiniz ana dönmek de planın parçasıdır.
FOMO hakkında sıkça sorulan sorular
FOMO bir hastalık mıdır?
FOMO gündelik ve araştırma dilinde kullanılan bir kaygı kavramıdır; tek başına resmî bir psikiyatrik tanı değildir. Sık ve yoğun yaşandığında başka zorluklarla birlikte görülebilir; tanı veya tedavi değerlendirmesini ancak bir sağlık uzmanı yapabilir.
FOMO en çok kimlerde görülür?
FOMO farklı yaş ve yaşam koşullarındaki kişilerde görülebilir. Sosyal medya kullanımının yoğun olduğu gençler araştırmalarda sık incelense de bu durum yalnızca gençlere özgü değildir. Kişinin sosyal ihtiyaçları, yaşamındaki belirsizlikler ve kullanım biçimi deneyimi etkileyebilir.
Sosyal medyayı bırakmak FOMO’yu geçirir mi?
Sosyal medyaya ara vermek bazı kişilere iyi gelebilir; ancak herkes için gerekli veya yeterli bir çözüm değildir. Telefonu bırakınca kontrol etme dürtüsü sürüyorsa, tetikleyiciyi ve karşılanmayan ihtiyacı da ele almak gerekir. Kullanımı azaltmayı deneyecekseniz, yerine koyacağınız iletişim veya dinlenme biçimini de planlayın.
FOMO’yu azaltmak ne kadar sürer?
Herkes için geçerli bir süre yoktur. Bildirimleri düzenlemek gibi bazı değişiklikler hemen fark edilebilir; karşılaştırma alışkanlıkları ve ilişki düzeni daha uzun sürede değişebilir. Bir haftalık plan, tanı koymak veya kesin sonuç almak için değil, kendi örüntünüz hakkında veri toplamak içindir.
FOMO için ne zaman destek almalıyım?
Kaygı nedeniyle uyku, eğitim, iş, ilişkiler veya günlük kararlarınız belirgin biçimde etkileniyorsa; kendinizi sürekli baskı altında ya da değersiz hissediyorsanız bir psikolog veya psikiyatristle görüşebilirsiniz. Profesyonel destek istemek, sosyal medyayı tamamen kapatamadığınız anlamına gelmez; yaşadığınız güçlüğü daha iyi anlamanın bir yoludur.
Kaynaklar ve ileri okuma
- TÜBİTAK Bilim Genç – Medya Çağına Ayak Uyduran Bir Duygu: Kaçırma Korkusu (FOMO) Nedir?
- Gelişmeleri Kaçırma Korkusu (FoMO): Güncel Bir Derleme, Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar
- FOMO ve internet kullanımı üzerine sistematik derleme ve meta-analiz
- Yetişkinlerde sosyal medya kullanım müdahaleleri ve ruhsal iyi oluş üzerine sistematik derleme

Münevver Demirtop, modern yaşam, zihinsel performans ve dijital yayıncılık üzerine çalışan bağımsız editoryal yayıncıdır. Merak Rotası’nda odaklanma, üretkenlik ve modern yaşam kültürü üzerine içerikler üretmektedir.

